-saskin-bakkalin-torunu-dedesini-anlatti.html"?>-saskin-bakkalin-torunu-dedesini-anlatti.html"?>-saskin-bakkalin-torunu-dedesini-anlatti.html" /> AntalyaMerkezi.com" ?> AntalyaMerkezi.com" ?> AntalyaMerkezi.com" /> " ?>" ?>" /> " ?>" ?>"/>

'Şaşkın Bakkal'ın torunu dedesini anlattı

'Şaşkın Bakkal'ın torunu dedesini anlattı
yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
 

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2017-12-05 - 22:51 - Bu haberi 236 kişi okudu.


1932 yılında o dönem yerleşim yerlerine çok uzak bölgede manav açması hikâyesi ile semte ismini veren 'şaşkın bakkal' Ahmet Koşar'ın torunu, dedesini anlattı.

Anadolu Yakası'nın en eski semtlerinden Şaşkınbakkal'a ismini veren 'şaşkın bakkal' Ahmet Koşar'ın hikâyesi, 1932 yılında kıraç toprakların bulunduğu Bağdat Caddesi'nde kiraladığı bahçe içinde sebze-meyve satışıyla başlar. Yerleşim yerlerine uzak yerde bakkal açan Ahmet ve Mehmet Koşar kardeşler, çevreden 'Bunlar burada kime ne satacak?' diye eleştirilirken aynı zamanda ilgi de çekince 'Şaşkın Bakkal' ismi yavaş yavaş zihinlere kazınır.

Aynı zamanda, çekilen telefon hattıyla bölgede telefonun ilk kullanıldığı yer olma özelliğini taşıyan ve bir süre 'telefonlu manav' olarak da anılan bakkal, zaman içinde 'Şaşkın Bakkal' adını alarak semte adını verir.

'Şaşkın bakkalın' hikâyesini AA muhabirine anlatan torunu Volkan Koşar, o dönemde esnaflığı, çalışkanlığıyla çevresine örnek olan dedesinin ticaretteki başarısını ilerleterek 1964 yılında Atlantik Sineması'nı kurduğunu, ardından armatörlük ve nakliyecilik yapmaya başladığını açıkladı.

Semte ismini veren dedelerinin torunları olarak hâlâ aynı semtte yaşadıklarını belirten Koşar, tekstil işinin yanı sıra dedesinin kurduğu nakliyecilik firmasını da yönettiğini söyledi. Dedesinin hatıralarıyla büyüdüğünü, aile büyüklerinin vizyonu ve başarılarıyla gurur duyduğunu belirten Koşar, dedesi Ahmet Koşar'ın 1914 doğumlu olduğunu, 1928'de Hafız Efendi'nin işlettiği Ethem Efendi'deki bir manavda çırak olarak işe başladığını, 1932'de ise şu an Bağdat Caddesi'nin en bilinen mağazalarından birisinin faaliyet gösterdiği yerde bahçe kiralayarak iş yeri açtığını ifade etti.

O yıllarda yerleşimin yoğun olmadığı Bostancı-Kızıltoprak arasında tek manav olan bakkalın 'şaşkın bakkal' diye eleştirildiğini ve zaman içinde öyle tanınmaya başlandığını aktaran Koşar, şöyle devam etti:

"Küçücük bir bahçe kiralıyor ve buraya bir bakkaliye ve bakkaliyenin önüne de birkaç sandık koyarak meyve-sebze satışı yapmaya başlıyor. O sırada Bağdat Caddesi takdir edersiniz ki bu şekilde değil. Önünde tramvay işliyor ve tamamen yazlıkçıların geldiği Suadiye İstasyonu'ndan gelinen bir yer. Suadiye İstasyonu'nda inen insanlar buradan aşağı yürürlerken burayı görüyorlar. O zaman sadece birkaç tane köşk ve Erenköy Kız Lisesi'nin mevcut olduğu bir ortam burası. O dönemde buradan geçen insanlar çok tuhaf karşılıyorlar bu konuyu. Diyorlar ki 'Burada kime ne satacak'. Bu tür sohbetler oluyor. 'Bu insan şaşkın, burada hiçbir şey satılamaz' diyorlar. Kimse yok çünkü, o dönem çok sakin bir yer. Şaşkın bakkalınki işte buradan yürüyen bir hikâye..."

"BABA, ŞAŞKIN BAKKAL GERÇEKTEN BURADA MIYDI?"

Zamanla işleri büyüterek bakkalı, 22-23 kişinin çalıştığı, manavdan ziyade küçük bir hal görünümüne kavuşturan dedesi Ahmet Koşar'ın 1969'da kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirten Koşar, şöyle konuştu:

"Hissettiklerimizi çok fazla çocuklarımıza aktaramıyoruz. Çocuklarımıza bunlar çok ütopik, çok uzak gibi geliyor. Ama biz bu durumun aile olarak kendi içimizde haklı gururunu yaşıyoruz. Şaşkınbakkal'dayız demek, semtin adını telaffuz etmek bile çok keyifli. Ama takdir edersiniz ki bunu çok fazla insan bilmiyor. Zaman zaman arkadaş ortamlarında bunları anlattığımız zaman benim yaşımdakilere bile çok hikâye gibi geldiği için çocuklarımız çok fazla idrak edemiyorlar ama bizim için çok önemli bir gurur. Burada yaşıyorum ve zaman zaman şaşkın bakkalın yerine yapılan mağazaya geliyoruz. Bunları anlattığım zaman kızlarım hâlâ inanamıyor. 'Baba gerçekten bu doğru mu? Gerçekten büyük dedemizin hikayesi bu şekilde miydi?', 'Bu bina bizim miydi, şaşkın bakkal burada mıydı?' diye sorguluyorlar. Onlara anlatıyorum, bugüne kadar bu konuyu çok fazla dillendirmedik, gündeme getirmedik ama semte adını vermek çok önemli, aile hatıramızı sıcak tutmak istiyoruz."

Semte adını veren ailenin evladı olarak ilginç an ve diyaloglara şahit olduğunu vurgulayan Koşar, "Arkadaşlarımızla çok sık buluşan insanlarız. Şaşkınbakkal bizimmiş gibi muamele görüyoruz. O yüzden her zaman diyorlar ki 'Burası senin, hesap ödememize gerek yok.' Zaman zaman eğlenceli olaylar yaşanıyor" dedi

"KUL AHMET ERKEN KALKAR, HAYDİ YA NASİP DERDİ"

1999 yılında aramızdan ayrılan büyük sanatçı Barış Manço'nun en çok bilinen şarkılarından "Ahmet Bey'in ceketi" şarkısında dedesi Ahmet Koşar'ı anlattığını da öne süren Koşar, şunları söyledi:

"Rahmetli Barış Manço, Moda'da oturmadan evvel Şaşkınbakkal'da otururmuş. Ahmet Koşar ve Mehmet Koşar çok sevilen sayılan bir esnaf ve çalışkanlıkları çok takdir edilen kişiler. Barış Manço da o zamanlar çok genç. Kafasında bir Ahmet Koşar imajı var ve Ahmet Koşar hiçbir zaman ceketsiz bir yere çıkmaz. İşinde de özel hayatında da hep bir ceketi varmış. Tabii şarkının içinde geçen birçok şey mizansen ama yine de Ahmet Koşar'a ithaf edilmiş ya da Ahmet Koşar örnek alınarak yazılmış bir şarkı."

GİRİŞİMCİ RUH

Araştırmacı-Yazar Mustafa Cellek, Ahmet Koşar'ın oğlu, Volkan Koşar'ın babası İhsan Koşar'ın arkadaşı olduğunu; Şaşkınbakkal'ın öyküsünü de İhsan Koşar'dan tesadüf sonucu öğrendiğini belirterek, Şaşkınbakkal'ın hikâyesini bir süre araştırdığını belirtti.

Cellek, Koşar soyadının bir ayağı kısa olduğu için "Topal Ahmet" olarak da tanınan Ahmet Koşar'ın engeline rağmen işlerini koşar adım yürütmesinden ve çalışkanlığından geldiğini söyledi.

Mustafa Cellek, sözlerini, "Ahmet Koşar, çok çalışkanmış. Çalışkanlığı dışında öngörüsü ve dönem şartlarına göre attığı önemli adımlarla da hafızalara yer etmiş. İstanbul'dan Adalar'a ilk konteynerle su servisi yapan da Ahmet Koşar olmuş, yurtdışına gidip belediye başkanlarıyla görüşerek proje üreten de... Bu nedenle ondan kalan pasaport torunları tarafından hâlâ özenle saklanıyor" diye tamamladı.

Kaynak: AntalyaMerkezi.com Google

Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Habere Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
52788
Güvenlik kodu giriniz
: