-.html"?>-.html"?>-.html" /> AntalyaMerkezi.com" ?> AntalyaMerkezi.com" ?> AntalyaMerkezi.com" /> " ?>" ?>" /> " ?>" ?>"/>

Çevrelerine uymak için kendilerini yontanlar, tükenip giderler.
(R.HULL)
Mahmut ÇETİN

E-Posta:
info@mahmutcetin.com.tr

DARBE KALKIŞMASININ KISA HİKAYESİ

Merhaba değerli dostlar; Hepimize endişe, öfke, korku, hayret, şaşkınlık gibi karmaşık duygular hissettiren ve tüm ülkeyi, devlet kurumları ve tüm milleti ile sıkıntıya sokan eşi benzeri olmayan bir kalkışma yaşadık. Güzel ülkemizde yaşanan ekonomik, siyasi, kültürel yani akla gelebilecek ne varsa hiçbir şeyi batılı dostlarımızdan, en başta ABD önderliğindeki NATO’dan, AB’den ve dostlarımızın (!) dostları olan İsrail devletinden ayrı düşünemeyiz. “Devletler arasında sürekli dostluklar ya da sürekli düşmanlıklar olmaz.” İlkesini bilmeyen, önemsemeyen ya da unutan bir çok siyasetçi güçlü olanın yanında yer alarak ve onların havuçlarına kanarak, ya kişisel ikbal, korku ya da yetersizlikler veya dönemsel zorunluluklar, devletin devamlılığı gibi gerekçelerle, sonuçta güçlü müttefiklerimizin dostluk kisvesi altındaki uzun vadeli hesaplarının bölge ve dünya projelerinin muhatabı olduk.

Cumhuriyetin kuruluşundaki fedakarlıkları, mucize niteliğindeki başarıları anlamak için yeterli çabayı göstermedik. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün mirasını yok eden ve gelecek rotasını en çok saptıranlar da, başta Kenan Evren olmak üzere ATA’nın adını kullanarak hatırasına, felsefesine ve ülkeye en büyük zararları vermişlerdir.

Sağcı ve solcu bir çok örgütü dış güçlerle birlikte kışkırtıp kullanarak önce ülkeye sonsuz hizmetleri olacak pırıl pırıl gençleri birbirine kırdırttılar, sonra da hapislere doldurup , sağcı ve solcuları aynı koğuşlarda yatırıp güya ülke barışına katkıda bulundular. Adına da “karıştır, barıştır” dediler. Birçoğunu astılar, işkencelerden geçirerek öldürdü ya da sakat bıraktılar. Ailelerini perişan ettiler. Bu arada Kenan Evren dilinden hiç Kur’anı düşürmedi. O ve onun sayesinde iktidara gelen Özal dinin siyasete alet edilmesinin önünü iyice açtı. Menderes’in başlattığı projeyi ilerletti.

Türk dilini ve tarihini öğrenmenin önemini çok iyi bilen Ata’mızın kurduğu Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunu kapattılar. Benzer şekilde Menderes’in Köy Enstitülerini kapattığı gibi.

Kenan Evren’in önderliğindeki 12 Eylül 1980 darbesinde de onlar gibi olmayan , düşünmeyen darbelere ve emperyalizme karşı gerçek vatanseverler 12 Mart 1971’de olduğu gibi ordudan atıldı yada işkenceler gördü. Bütün bu ve üzerine kitaplar yazılan binlerce gerçek acıların, haksızlık ,adaletsizlik ve vicdansızlıkların en büyük sebebi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin zayıf ve bağımlı hale getirilmesi, bir yandan sömürülürken öte yandan her şeyiyle bölgede kullanılması idi. Liberal ekonomiyi bize şirin ambalajlara sararak Turgut Özal ve ANAP iktidarı ile uygulattılar. Yerli imalatı, sanayiyi olabildiğince bitirdiler. Tarım ve hayvancılıkta dünyada kendi kendine yeten birkaç ülkeden biri iken o günlerden beridir artan bir şekilde ciddi miktarlarda tarım ve hayvancılık ürünleri ithal eder olduk. Dostlarımız! Bu arada bizim milli silah üretmemizi ya da ordumuzun, ekonomimizin güçlenmesini engellemek için hep dostça (!) ilgilerini sürdürdüler. Düşmanımız bellediğimiz Ruslar tıpkı Sovyetler döneminde Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında silah ve para gibi çok önemli ve değerli yardımlar yaptıkları gibi cumhuriyet döneminde de Seydişehir Alüminyum Tesisleri , İskenderun Demir çelik Tesisleri, Nazilli Basma Fabrikası, Sümerbank Tesisleri’ni kurdurttular.

Yıllarca savaştığımız Ruslar son yıllarda da bize milyonlarca turist gönderdi , meyve sebze alarak ciddi döviz kazandırdı, müteahhitlerimize çok ciddi ihaleler imkanı tanıdı ve Türklerin binlerce iş yeri açmasına yardımcı oldu. En sonunda Rusların bir savaş uçağını şaibeli bir şekilde düşürmemizle ilişkilerimiz bozuldu ve ciddi bir ekonomik kayba uğradık. Uçak düşmesinin de ardında batılı dostlarımızın bizim içimizdeki milli olmayan, tıpkı 12 Eylül’de söyledikleri gibi “Bizim çocuklar” dedikleri işbirlikçi kifayetsiz muhterislerin yapmış olabilecekleri şüphesi olduğu ciddi ağırlık kazandı.

Demem o ki; dost bildiklerimiz ve ittifak içinde olduklarımız düşman bildiğimiz koşularımızın binde birini yapmadıkları halde Türk Milletinin yıllarca fedakarlık ederek meydana getirdikleri fabrikaları, kit’leri, hayati tesisleri Liberal Ekonomi, Global Dünya kandırmacaları ile elden çıkarttırıp atıl hale getirip bizi sıcak paraya bağımlı edip, üretmeyen, tüketen, kendilerine bağımlı ve dediklerinden çıkmayan bir ülke ve millet haline getirmek istediler. En büyük darbe de son kalkışma olacaktı. Allah’tan Ordunun her tür müdahale ve saldırıya rağmen milli , Atatürkçü vatansever ana gövdesi; iktidar ve muhalefetin, milletin birlik ve beraberliği, fedakarlığı ile darbeyi püskürttü.

Dostlarımızdan millet olarak hem şikayetimiz hem de beklentilerimiz var. Şu yalan dünyada bu kadar hırsı bıraksınlar. Dostluğun ve insanlığın gereğini yapsınlar. Devlet adamlarımız ve siyasetçilerimiz de gücü dışarda değil kendilerinde ve kendi devlet ve milletlerinde arasınlar. Atatürk‘ü ve cumhuriyetin kuruluş felsefesini iyi anlayalım, Osmanlı’yı yıkan nedenleri iyi anlayalım, tarihimizden ve dünya tarihinden dersler çıkaralım. Son musibet sonucu oluşan birlik ve beraberliğimizin bozulmasına fırsat vermeyelim, çok çalışıp az tüketip tasarruf yaparak borçlarımızı ödeyelim ve tüm dünya ile dostane ilişkilerimizi sürdürürken milli menfaatlerimizi gözeterek bağımsız olmaya gayret edelim . Güçlü devlet, güçlü ordu, eğitimli donanımlı bireylerden oluşan, darbelerin akla gelmediği, ülkeyi savunma görevini yapan bir ordu ile beraber demokratik, adil, çağdaş, donanımlı liyakat sahibi yöneticilerden oluşan bir siyaset kurumu da beklentimizdir. Demokrasimizin eksikleri giderilmeli, dinin siyasete alet edilmesi engellenmeli, bireysel kurtuluşun olmadığı bilinmeli ve bizim gibi olmayana tahammül kültürü geliştirilmelidir. Her türlü teröre herkes karşı durmalıdır.



Bundan sonra da yapılacak, yazılacak, konuşulacak çok şey var. Ne bu mütevazı köşe ne de kitaplar yeter alınacak dersleri ya da olabilecekleri, yapılabilecekleri, yapmamız gerekenleri anlatmaya. Barış ve huzur içinde sevginin ve saygının egemen olduğu güvenli bir gelecek diliyorum. Hoşça kalın, dostça kalın.

Osman Delikkulak


2016-08-05 Bu Yazı 837 kez okundu

Son Yazıları

DARBE KALKIŞMASININ KISA HİKAYESİ
'O' da bizlerle ve bizim için yazıyor
Enerji Sektöründe Ucuz Maliyetli Alternatif ODUN PELETİ !.
Enise Arzun Tezak ile Lazer tedavisi
Sitemiz Açılmıştır..!
Yorumlar